
12. Hukuk Dairesi
2016/7000 E. , 2016/9306 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını/bozulmasını mutazammın 13.01.2016 tarih ve 2015/31096 Esas, 2016/660 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda; müvekkiline yapılan satış ilanına ilişkin tebligatın usulsüzlüğünü ileri sürerek şikayete konu taşınmaz ihalesinin feshini talep ettiği, mahkemenin istemin reddine dair kararının Dairemizce onandığı, İİK'nun 134/2. maddesi uyarınca para cezası verilmesi için re'sen bozulduğu görülmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde; “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır”, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde ise; “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda, borçluya, satış ilânının, Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca; "muhatabın birlikte oturan tebellüğe ehil annesi ... imzasına tebliğ edildi" şerhi ile 21.05.2015 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir.
Anılan Yasal düzenleme ve Yönetmelik hükmü uyarınca, tebliğ memuru tarafından, muhatap borçlunun, adreste bulunup bulunmadığı tespit edilmeksizin, borçlu ile aynı konutta oturduğundan bahisle annesi imzasına tebligat yapılması usulsüzdür.
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örnegi borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi, başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin kabul edilerek ihalenin feshine karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce sehven onanarak, borçlu aleyhine para cezası verilmesi yönünde re'sen bozulduğu anlaşılmakla, borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 13.01.2016 tarih ve 2015/31096 E – 2016/660 K. sayılı ilamının onamaya ilişkin “1” nolu bendi ile bozmaya ilişkin “2” nolu bendinin tamamen kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 29.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi 2015/15825 E. , 2015/28466 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/04/2015
NUMARASI : 2014/655-2015/206
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, tebligatın yapıldığı İzmir adresinde anne ve babasının yaşadığını, kendisinin 2014 yılı Şubat ayından beri Gaziantep de öğretmen olarak çalıştığını, aynı konutta yaşamadığını ileri sürerek usulsüz tebligat şikayetinde bulunduğu, şikayet dilekçesi ekinde, 11.02.2014 tarihinden itibaren Beykent mahallesi ....... Şehitkamil/Gaziantep adresinde ikamet ettiğine dair adrese dayalı nüfus kayıt sistemi örneğini sunduğu görülmüştür.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi gereğince, kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.
Takip dosyası incelendiğinde, şikayetçi borçluya ödeme emrinin İzmir adresine 21.11.2014 tarihinde aynen “tebliğ sırasında muhatap adreste bulunmadı, geçici olarak işe gittiğini beyan eden ve aynı konutta birlikte oturan ehil ve reşit olan annesi F.. T. imzasına tebliğ edildi” açıklaması ile Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre yapıldığı, borçlunun ise, tebligatın yapıldığı adreste oturmadığını ileri sürdüğü görülmektedir.
Bu durumda mahkemece, borçlunun şikayet dilekçesi ekinde sunduğu adrese dayalı nüfus kayıt sistemi örneğinde tebliğ tarihi itibariyle adresi Gaziantep gözüktüğüne göre borçlunun, tebliğ tarihinde, tebligatın yapıldığı İzmir adresinde, F... T. olarak belirtilen kişiyle aynı dairede oturup oturmadığı konusunda zabıta araştırması yapılarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi 2015/18439 E. , 2015/22440 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlular ... ve ... icra mahkemesine ayrı ayrı yaptıkları başvurularında, satış ilanlarının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, ihalelerin usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek feshini talep ettikleri, mahkemece birleştirilen her iki başvurudaki istemin de reddine karar verilerek borçlular aleyhine para cezasına hükmedilmiştir.
İİK’nun 106-144. maddelerinde paraya çevirme ile ilgili hükümler yer almış, aynı kanunun satış kararının verildiği tarih itibariyle uygulanması gereken 129/2. maddesine göre, artırma bedelinin, taşınmaz için tahmin edilmiş olan kıymetin en az %50’sini bulması ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını aşması zorunlu kılınmıştır. Bu durumda satış bedelinin, tüm icra masraflarını değil, paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini geçmesi gerektiğinin hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle satış talebinden ihale tarihine kadar geçen süre zarfında yapılan paraya çevirme ve paylaştırma giderlerinin hesaplamada dikkate alınması gerekir. Diğer taraftan satışı istenen taşınmazın kıymetinin takdiri hakkındaki İİK’nun 128. maddesi paraya çevirme başlığını taşıyan III. bölümde yer almakta olup, taşınmazın kıymetinin belirlenmesi için yapılan keşif ve bilirkişi masraflarının da tıpkı ilan giderleri gibi paraya çevirme masrafı olarak değerlendirilmesi lazımdır.
Somut olayda, şikayet konusu 2 adet taşınmazdan, 105 ada 2 parsel 96.350 TL bedel karşılığında ihale edilmiştir. Taşınmazın muhammen bedeli 188.158,90 TL olup, %50'si 94.079,45 TL' dir. 2 adet taşınmazın ihalesi için 3.682 TL satış masrafı yapılmıştır. Oranlama sureti ile bulunan şikayete konu 105 ada 2 parsel için yapılan satış masrafları toplamı (105 ada 2 parselin, ihaleye çıkarılan taşınmazlar içindeki oranlama suretiyle masraflara katılma oranı % 63,10 dur.) 2.323,34 TL. dir. 105 ada 2 parselin %50’ si olan 94.079,45 TL ve buna taşınmaz için yapılan masrafların da eklenmesi ile bulunan 96.402,79 TL'nin, ihale bedeli olan 96.350 TL ile karşılanmadığı anlaşılmaktadır. İİK'nun 129/2. maddesi gereğince, bu husus tek başına ihalenin feshi nedeni olup mahkemece re’sen gözetilmelidir.
Bu nedenle 105 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden ihale bedelinin, taşınmazın tahmin edilen kıymetinin en az %50’sini bulması ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını aşması gerekirken, bu koşul sağlanmadığı halde anılan taşınmaz yönünden ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Diğer taraftan İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi Dairemizin süreklilik arz eden içtihatlarına göre başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
7201 Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” düzenlemesine yer verilmiş, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiştir.
Satış ilanının, şikayetçi borçlulardan ...’na 17.03.2014 tarihinde “Aynı adreste birlikte oturan eşi ...’na ...”, şikayetçi borçlulardan ...’na ise 18.03.2014 tarihinde “Muhatap o anda evde olmaması sebebiyle muhatap yerine muhatap ile birlikte aynı konutta ve sürekli oturduğunu beyan eden görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş ve ehliyetli olan Annesi ...’na tebliğ edilmiştir.” açıklamaları ile Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre, tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, şikayetçi borçlulardan ...’na satış ilanının anılan yasal düzenleme ve yönetmelik hükmü uyarınca muhatap borçlunun adreste bulunup bulunmadığı tespit edilmeksizin aynı konutta oturan eşine tebliğ edilmesi usulsüzdür.
Diğer taraftan, şikayetçi borçlulardan ...’na yapılan tebligat, Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine şeklen uygun gözüküyor ise de, dosya kapsamında bulunan nüfus kaydına göre ...’nun annesinin ... olduğu anlaşıldığından tebligatı alan ... ile ...’nun aynı adreste yaşayıp yaşamadıkları araştırılmadan hüküm tesis edilmiştir.
O halde mahkemece, satış ilanının ...’na usulsüz tebliğ edilmesi nedeniyle bu borçlu yönünden ihalenin feshine karar verilmesi, ...’na yapılan satış ilanı tebliğ işlemi yönünden ise yukarıda belirtilen doğrultuda araştırma yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi
2015/6641 E. , 2015/15825 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takipte, borçlu, icra mahkemesine başvurusunda, kendisine gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğünü ileri sürerek imzaya, borca, faize itirazlarını bildirmiş, mahkemece, tebligat usulsüzlüğü şikayetinin reddine ve diğer istemlerin bir kısmının esastan, bir kısmının ise süreden reddine karar verilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre, kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa, tebliğ kendisi ile beraber aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır. Yine aynı Kanun'un 39. maddesinde; "Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz" hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; şikayetçi borçlu adına gönderilen ödeme emrinin, birlikte oturduklarından bahisle annesi Fatma Çimen'e tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Tebliğ evrakında muhatabın adreste bulunup bulunmadığının belirtilmemiş olması nedeni ile yapılan tebliğ işlemi, TK'nun 16. maddesine aykırı olduğu gibi, şikayetçi borçlu adına kendisine tebligat yapılan ... , aynı takipte borçlu olduğundan yapılan tebliğ işlemi, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 39. maddesi gereğince de usulsüzdür.
O halde, mahkemece, Tebligat Kanunu'nun 32.maddesi gereğince ödeme emri tebliğ tarihinin, öğrenme tarihine göre düzeltilmesi ile borçlunun diğer itirazlarının esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi
2016/6482 E. , 2016/11428 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İhalenin feshi davasında borçlu icra mahkemesine başvurusunda; satış ilanının ve kıymet takdir raporunun kendisine tebliğ edilmediğini, artırma şartnamesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve ihalenin çok düşük bedelle yapıldığını ileri sürerek ihalenin feshini talep ettiği, mahkemece, davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde; “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükmü ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, borçluya yapılan taşınmaz satış ilanına ilişkin tebliğ mazbatasının incelenmesinde; borçluya, satış ilanının 16.02.2015 tarihinde ''aynı konutta beraber ve sürekli oturan oğlu ............'ya'' açıklaması ile Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Satış ilanının anılan yasal düzenleme ve yönetmelik hükmü uyarınca, muhatap borçlunun adreste bulunup-bulunmadığı, tebliğ memurunca muhatabın adreste bulunmama sebebi tesbit edilmeksizin aynı çatı altında yaşayan oğlu ............'ya tebliğ edilmesi usulsüzdür.
Ayrıca İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebi olmakla mahkemece şikayetin kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/4808
K. 2016/10267
T. 20.6.2016
DAVA : Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : 6183 Sayılı Kanun'un "ödeme emrine itiraz" başlığını taşıyan 58. Maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre ödeme emrine itiraz süresi yedi gündür. Bu süre, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Borçlu yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmez ise, ödeme emri kesinleşir. Ödeme emri tebliği usulsüz ise, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih, borçlunun usulsüz tebliği öğrendiğini bildirdiği tarihtir ve yedi günlük itiraz süresi bu tarihten itibaren başlar.
Somut olayda; ödeme emri 7.2.2012 tarihinde davacı ...'ın oğlu ...'a tebliğ edilmiş, eldeki dava ise 21.2.2012 tarihinde açılmıştır. 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 16. maddesinde; "Kendisine tebliğ yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." hükmü yer almakta, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 25. maddesinde ise; “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” denilmekte olup, belirtilen maddelerde açıklandığı üzere birlikte oturanlara tebliğ için "adreste bulunmazsa" koşulunun gerçekleşmesi gerekir. Tebliğ mazbatasında ise davacının adreste bulunup bulunmadığına veya tebliğ alanın davacıyla aynı konutta olurup oturmadığına dair şerh verilmediği anlaşılmış olup, öncelikle ilgili mevzuat hükümleri gereğince tebligatın geçerli olup olmadığı araştırılarak, ilgili hükümler çerçevesinde geçerli bir tebliğ yapılmışsa eldeki hüküm gibi, aksi halde ise davanın süresinde açıldığından bahisle davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekmektedir. Tüm bu araştırmalar yapılmadan davanın zamanında açılmadığından bahisle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, 20.6.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi
2016/1747 E. , 2016/13784 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlanarak borçluya örnek 7 numaralı ödeme emri tebliğ edildiği, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek öğrenme tarihi olarak bildirdiği 12.10.2015 tarihinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesini istediği, mahkemece, ödeme emri tebliğ işleminin usulüne uygun olduğu şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesine göre; “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.”
Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğü'nün 22/1. maddesinde ise “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, ailesi efradından veya hizmetçi ve uşak gibi müstahdemlerden birine yapılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, şikayetçi borçlu adına ev adresine çıkarılan ödeme emrinin “muhatabın aynı konutta sürekli oturduğunu beyan eden ehil ...'a tebliğ ettim” açıklaması ile Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre tebliğ edildiği ancak tebliğ memurunca muhatabın o sırada orada bulunmadığının belirlenmediği görülmüştür. Buna göre muhatabın adreste bulunup bulunmadığı tespit edilmeksizin aynı konutta beraber oturana yapılan tebliğ işlemi 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine aykırı olmakla usulsüzdür.
O halde, mahkemece, şikayetin kabulü ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğu tarih olarak düzeltilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi
2016/11005 E. , 2016/13570 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 23.02.2016 tarih ve 2015/28931Esas, 2016/4853 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu vekilinin dilekçesinde; müvekkiline çıkarılan ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu iddia ederek tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini talep ettiği, mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiği görülmüştür.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” denildiği gibi Tebligat Yönetmeliğinin 25.maddesi de aynı doğrultuda hüküm içermektedir.
Somut olayda; şikayetçi borçlu adına çıkarılan ödeme emrinin “muhatap o anda evde olmaması sebebiyle muhatap yerine muhatap ile birlikte aynı konutta ve sürekli oturduğunu beyan eden 18 yaşını bitirmiş ehliyetli olan ...” şerhi ile 14.10.2014 tarihinde ... isimli kişiye yapıldığı, tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine uygun olduğu; ancak şikayetçi vekilinin müvekkilinin yalnız yaşadığını, tebligatı alan şahsı tanımadığını iddia ettiği, mahkeme tarafından ise; tebligatın TK'nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliğinin 30.maddelerine aykırı olarak tebliğ edildiği gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermemiştir. Hakim, her somut olayın özelliğini, cereyan şeklini, gerçekleşen maddi olguları en ufak ayrıntılarına kadar gözönünde bulundurup iddiayı tahkik etmelidir. HGK'nun 07.04.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir.
Bu durumda mahkemece, 14.10.2014 tarihinde tebligatı alan şahsın borçlu ile aynı konutta oturup oturmadığının kolluk marifetiyle araştırılması, tarafların ibraz ettikleri delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı gerekçeye dayanarak şikayetin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.02.2016 tarih ve 2015/28931 E., 2016/4853 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 09.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi 2016/9274 E. , 2016/13475 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki hissedarlar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1–Hissedarlar ... ve ...'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre temyiz itirazlarının REDDİNE;
2- Hissedar ...'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Hissedar ... vekilinin şikayet yoluyla icra mahkemesine yaptığı başvuruda, satış ilanının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini ileri sürerek ihalenin feshini talep ettiği, mahkemece, istemin reddine ve para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmü ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, ihalenin feshini isteyen şikayetçi hissedara satış ilanının 27.04.2015 tarihinde “Aynı konutta oturan reşit gelini ... imzasına tebliğ edilmiştir” açıklaması ile Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre tebliğe çalışılmış ise de anılan yasal düzenleme ve yönetmelik hükmü uyarınca tebligat anında muhatabın adreste bulunup bulunmadığı tespit ve tevsik edilmeksizin doğrudan aynı konutta oturan gelinine yapılan tebligat usulsüzdür.
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi Dairemizin süreklilik arzeden içtihatlarına göre başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece, ...'ın şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan kabule göre para cezasının Hazine yerine davalı yararına hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Hissedar ...'ın temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi 2016/10923 E. , 2016/12791 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlanarak borçluya örnek 7 numaralı ödeme emri tebliğ edildiği, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda ödeme emrinin, oturmadığı ve ilgisinin bulunmadığı adrese tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürdüğü, mahkemece, borçlunun belirtilen adreste oturup oturmadığı araştırılmadan, şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde; “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmü ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmü yer almaktadır.
Bu durumda mahkemece, tebliğ tarihi olan 30.05.2014 tarihi itibariyle borçlunun ve tebligatı alan ...’un nerede oturduklarının nüfus müdürlüğünden ve ilgili muhtarlıklardan sorularak ve gerektiğinde zabıta araştırması yapılmak suretiyle şikayetçinin tebligat yapılan adreste oturup oturmadığı şayet oturuyorsa ...’la aynı konutta yaşayıp yaşamadığı belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/8686
K. 2015/10934
T. 22.4.2015
• MUHATAPLA BİRLİKTE OTURMA ŞARTI ( Gerçekleşmiş Sayılabilmesi İçin Muhatapla Aynı Çatı Altında Oturmak Yetmeyip Aynı Daireyi Paylaşmış Olmak Gerektiği - Usulsüz Tebliğe Dayalı İhalenin Feshi Şikayeti )
• USULSÜZ TEBLİĞDE BEYAN EDİLEN ÖĞRENME TARİHİ ( Bildirilen Öğrenme Tarihinin Aksini İspat - Bildirilen Öğrenme Tarihi Esas Olup Bu Tarihin Aksi Karşı Tarafça Ancak Yazılı Belge İle İspatlanabileceği/Tanık Beyanıyla İspat Edilemeyeceği )
• KIYMET TAKDİRİ VE SATIŞ İLANININ USULSÜZ TEBLİĞİ ( İhalenin Feshi - Şikayetçi Tebligat Yapılan Kişiyi Tanımadığını ve Site Yakınlarında Oturduğunu Beyan Ettiği/Mahkemece Şikayetçinin İleri Sürdüğü Hususlarla İlgili Deliller Toplanarak İspatlamasına İmkan Tanınacağı - Şikayetçinin Tebliğ Yapılan Kişi İle Aynı Daireyi Paylaşıp Paylaşmadıkları Araştırılarak Sonuca Gidileceği )
• İHALENİN FESHİ ( Kıymet Takdiri ve Satış İlanının Usulsüz Tebliğine Dayalı - Şikayetçi Tebligat Yapılan Kişiyi Tanımadığını ve Tebliğ Yapılan Kişinin Site Yakınlarında Oturduğunu Beyan Ettiği/Mahkemece Şikayetçinin İleri Sürdüğü Hususlarla İlgili Deliller Toplanarak İspatlamasına İmkan Tanınacağı )
• AYNI DAİREYİ PAYLAŞMA ( Muhatapla Birlikte Oturma Şartının Gerçekleşmiş Sayılması İçin Muhatapla Aynı Çatı Altında Oturmak Yetmeyip Aynı Daireyi Paylaşmış Olmak Gerektiği - Usulüne Uygun Tebliğ )
2004/m.127
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik/m.25,53
ÖZET : Dava; kıymet takdiri raporu ve satış ilanının tebliğ edilmediği ve usulsüz tebliğ edilmesine dayalı ihalenin feshi şikayetine ilişkindir. Şikayetçi tebligat yapılan kişiyi tanımadığını ve site yakınlarında oturduğunu beyan etmiştir. Mahkemece; şikayetçi, tebligat mazbatasında belirtilen maddi olguların aksini iddia ettiğine göre, HGK kararı uyarınca borçlunun ileri sürdüğü hususlarla ilgili deliller toplanarak ispatlamasına imkan tanınmalı, satış ilanı tebligatı yapılan tarih itibarı ile teblliğ yapılan kişi ile tebligat yapılan adreste birlikte oturup oturmadıkları, aynı daireyi paylaşıp paylaşmadıkları araştırılmalı ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Şikayetçi vekili, kıymet takdiri raporu ve satış ilanının müvekkiline tebliğ edilmediği ve usulsüz tebliğ edildiğini, satış ilanı tebligatı yapılan E. İ.'yi tanımadığını, bu şahıs ile akrabalık ve yakınlığının bulunmadığını, adı geçenin tebligatın yapıldığı site yakınlarında oturan bir kimse olduğunu ileri sürerek ihalenin feshine karar verilmesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu; mahkemece, esas icra dosyasında icra emri ve kıymet takdiri raporunun da şikayetçinin aynı adresinde soyadı “İnali” olan şahıslara yapıldığını ve bu tebligatlarla ilgili şikayetçinin herhangi bir usulsüzlük iddiasında bulunmadığını, adresin mernis adresi olup feshi gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçe gösterilerek şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 16.maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesine göre; "kendisine tebligat yapılacak şahıs, adresinde bulunmazsa tebliğ, aynı konutta oturan kimselere veya hizmetçilerden birine yapılır." 4829 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde yer alan "birlikte oturan ailesi efradı" ibaresi "aynı konutta oturan kişiler" şeklinde değiştirildiğinden, muhatap adına kendilerine tebligat yapılacak aynı konutta oturan kişiler, aile fertleri, yakın ve uzak akrabalar veya hizmetçilerden biri olabileceği gibi bu kimseler dışında kalan ancak muhatapla birlikte oturan diğer kimseler de olabileceklerdir. Muhatapla birlikte oturma şartının gerçekleşmiş sayılabilmesi için muhatapla aynı çatı altında oturmak yetmeyip, aynı daireyi paylaşmış olmak gerekir.
Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermemiştir. Mahkemece, her somut olayın özelliği, cereyan şekli, gerçekleşen maddi olgular en ufak ayrıntılarına kadar gözönünde bulundurup iddia tahkik edilmelidir. H.G.K.nun 7.4.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir.
Usule aykırı tebliğin hükmü ise 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32.maddesinde ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53.maddesinde düzenlenmiş; tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
Somut olayda, icra dosyası kapsamından taşınmaz maliki olan ipotek borçlusu H. G.'e yapılan tebligatların tamamının mernis adresi olan, “C... Mah. Ç... Y.. Yolu Cad. No: ... İç Kapı No: ... Koru Merkez Çınarcık/Yalova" adresine yapıldığı anlaşılmaktadır. Aynı adrese gönderilen satış ilanı tebligat evrakının incelenmesinde; “Muhatabın çarşıda olduğunu beyan eden birlikte sürekli ikamet eden tebliğe ehil yeğeni E. İ. imzasına tebliğ edildi” şerhi verilerek TK'nun 16. maddesine göre tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır. Şikayetçi, tebligat yapılan E. İ.'yi tanımadığını, site yakınlarında oturduğunu beyan etmekte olup bu beyanın, tebligat mazbatasında geçen ve Ersin'in “yeğeni” olduğu ve birlikte ikamet ettiklerine yönelik tespitin gerçeğe uygun olmadığı iddiasını da içerdiğinin kabulü gerekir. İcra dosyasında icra emri ve kıymet takdiri raporunun da şikayetçinin aynı adresinde soyadı “İ...” olan şahıslara yapılması ve bu tebligatlarla ilgili şikayetçinin herhangi bir usulsüzlük iddiasında bulunmaması borçlunun satış ilanı tebligatının usulsüzlüğünü de ileri süremeyeceği anlamında yorumlanamaz. Kaldı ki, borçlu kıymet takdiri raporunun da kendine tebliğ edilmediğini öne sürdüğü gibi evvelce mahkemece yapıldığı kabul edilen tebligatların hiçbirisi satış ilanı tebligatı yapılan “E. İ.” ye yapılmamıştır.
İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi Dairemizin süreklilik arzeden içtihatlarına göre başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece; şikayetçi, tebligat mazbatasında belirtilen maddi olguların aksini iddia ettiğine göre, HGK kararı uyarınca borçlunun ileri sürdüğü hususlarla ilgili deliller toplanarak ispatlamasına imkan tanınmalı, satış ilanı tebligatı yapılan tarih itibarı ile tebligat yapılan adreste E. İ. ile birlikte oturup oturmadıkları, aynı daireyi paylaşıp paylaşmadıkları araştırılmalı ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

