
Mersin Barosu Başkanlığı, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 102. yılı nedeniyle resepsiyon düzenledi. Resepsiyonda Baro Başkanımız Av. Gazi Özdemir ve yönetim kurulu üyelerimiz, Cumhuriyet Bayramı’nı meslektaşları ve kent protokolü ile birlikte kutladı.
Gökdelen hizmet birimimizde düzenlenen resepsiyona, Mersin Milletvekillerimiz Sayın Gülcan Kış ve Sayın Talat Dinçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Sayın Av. Hamit Mert Avcı, Mersin Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Ahmet Çelikkol, Mersin Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Sayın Serdar Ceylan, Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Mustafa Tevfik Odman, Adana Barosu Başkan Vekili Av. Hüseyin Saygılı ve Genel Sekreter Av. Hasan Soylu, KKTC Mersin Başkonsolosu Erek Çağatay ve Muavin Konsolos Evren Taşan, Mezitli Belediyesi Meclis Üyesi Av. Onur Berk Yılmaz, Mersin Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Emin Levent Türkili, TMMOB Makine Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı İsmail Oğuz, MESİAD Başkanı Adnan Gündoğdu, avukatlarımız ve stajyer avukatlarımız katıldı.
Günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yapan Baro Başkanımız Av. Gazi Özdemir konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
Değerli meslektaşlarım,
Saygıdeğer konuklarımız,
Cumhuriyetimizin 102. yılını büyük bir gurur, derin bir minnet ve tarifsiz bir coşkuyla kutlamak üzere bir araya geldiğimiz bu özel gecede sizleri şahsım ve Mersin Barosu adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Değerli Konuklar;
Cumhuriyet, bir aydınlanma ve özgürlük devrimidir. Bugün burada yalnızca bir takvim yılını değil, bir medeniyet yürüyüşünü, bir insanlık idealini ve bir aydınlanma devrimini kutluyoruz.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Benim en büyük eserimdir” dediği Cumhuriyet, bir yönetim biçiminden öte, Türk milletinin varoluş destanıdır. Cumhuriyet, savaş meydanlarından çıkan bir ulusun, yoksulluk içinden yükselttiği bir onur abidesidir. Cumhuriyet, sadece bir tarihsel dönüm noktası değil, aynı zamanda her birimizin omuzlarında taşıdığı bir sorumluluk, bir vicdan ve bir irade beyanıdır.
Bugün, dünyanın dört bir yanında kan ve gözyaşı hâkimken, kadınların, çocukların, masum insanların temel haklarından mahrum bırakıldığı, adaletin susturulduğu bir çağda; Cumhuriyet’in anlamı bizim için çok daha derinleşmiştir.
Çünkü Cumhuriyet, insanca yaşamanın, özgürce düşünmenin, eşit yurttaş olmanın adıdır,
Cumhuriyet; kimsenin kimliğinden, inancından, düşüncesinden ötürü ötekileştirilmediği bir adalet düzeninin teminatıdır.
Değerli Konuklar ve Meslektaşlarım;
Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Emaneti,
Akıl, Bilim ve Hukuktur.
Cumhuriyet, aklın ve bilimin rehberliğinde kurulmuş bir uygarlık projesidir.
Laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti anlayışını temel alan bu sistem, biz hukukçulara çok özel bir görev yükler. Bu görev adaletin terazisini hiçbir baskıya ve hiçbir çıkar grubuna eğdirmemektir.
Cumhuriyet’i korumak yalnızca bir anma töreniyle değil, her dava dosyasında, her savunmada, her haksızlığa karşı yükselen sesimizde yaşar.
Atatürk, “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz” derken, adaleti Cumhuriyet’in omurgası olarak tanımlamıştır.
İşte bu yüzden, biz avukatlar için Cumhuriyet demek; bağımsız yargı, tarafsız hâkim ve özgür savunma demektir.
Cumhuriyet demek, hukukun üstünlüğüne olan inanç demektir.
Değerli Konuklar;
Cumhuriyet kadınların, gençlerin ve halkındır. Cumhuriyet aynı zamanda kadınların, gençlerin, yoksulların ve emekçilerin Cumhuriyetidir.
Kadınların seçme ve seçilme hakkı kazandığı, eğitimin yaygınlaştığı, bilimin ve sanatın ışığının topluma yayıldığı bu büyük dönüşüm, Atatürk’ün “Kadınlarımızı hayatın her alanında görmek istiyoruz” vizyonunun bir sonucudur. Bugün Cumhuriyet’i yaşatmak, bu eşitlik ilkesini savunmakla mümkündür.
Kadınların yaşam hakkını, gençlerin hayallerini, basının özgürlüğünü, doğanın varlığını korumak; işte bunların hepsi Cumhuriyet’in ta kendisidir.
Kıymetli Meslektaşlarım ve Değerli Konuklar;
Görevimiz, Cumhuriyet’i her gün yeniden inşa etmektir. Cumhuriyet bizlere miras değil, emanettir ve her emanet gibi, onu korumak yetmez; onu her gün yeniden güçlendirmek, inşa etmek gerekir.
Çünkü Cumhuriyet bir kez kazanılıp sonsuza dek garanti altına alınmış bir olgu değildir.
O, her kuşağın yeniden savunması gereken bir değerdir.
Bugün biz hukukçular, barolar, demokratik kitle örgütleri ve yurttaşlar olarak; Cumhuriyet’in temel niteliklerini, laikliği, hukukun üstünlüğünü, eşitliği ve özgürlüğü savunmakla yükümlüyüz.
Mersin Barosu ve avukatlar olarak biz, Cumhuriyet’in aydınlık yolunda yürümeye, hukukun üstünlüğünü korumaya, insan haklarının, ifade özgürlüğünün ve adaletin sesi olmaya devam edeceğiz.
Bu topraklarda adalet susmayacak, savunma susturulamayacak ve Cumhuriyetin ışığı sönmeyecektir.
Bugün, bu anlamlı gecede, başta ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, gazilerimizi ve Cumhuriyet’i bize armağan eden isimsiz kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Onların mirası, sadece bir devlet değil; aklın, vicdanın ve özgürlüğün birleşiminden doğan bir yaşam biçimidir. Bizlere düşen, bu mirası çağın gerekliliklerine göre daha da ileriye taşımaktır.
Cumhuriyet, bir ışıktır.
Bu ışık bazen rüzgârda sarsılır, ama asla sönmez. Çünkü o ışık, bu milletin kalbinde yanmaktadır ve biz o ışığı, çocuklarımızın gözlerine umut, yüreklerine cesaret olarak bırakacağız.
Sözlerimi, Ulu Önderimizin şu sözüyle bitirmek istiyorum: “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz.”
Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlu olsun!
Yaşasın adalet, yaşasın özgürlük, yaşasın Cumhuriyet."

