
Covid-19 salgın hastalıkla mücadele kapsamında; Ramazan Bayramı boyunca 81 ilde sokağa çıkma yasağının uygulandığı malumdur. Konulan bu yasak, salgın hastalığın yayılmasını ve bulaşmasını engellemek amaçlı olup, konulan yasaklara rağmen yine belli başlı ihtiyaçlarının karşılanması için bir takım istisnaların getirildiği bilinmektedir. Zira yasağın uygulandığı 4 gün boyunca ekmek üreten fırın imalatçıları vb. yerler açık kalmıştır.
İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelge doğrultusunda istisnalar kapsamı dahilinde sokağa çıkmak zorunda kalan bir kısım vatandaşlarımızın ülkenin dört bir yanında polis şiddetine maruz kaldıkları, darp edildikleri, hakarete uğradıkları ve 18 yaşından küçük bulunan çocuklara kelepçe takıldığı (Çocuk Koruma Kanunu 18 maddesi uyarınca “Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz) basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerden anlaşılmaktadır.
Çorlu’da bahçeleri içinde bulunan vatandaşların çok sayıda kolluk görevlisi tarafından coplarla darp edildiğini, görüntü kayıtlarının zorla sildirilmeye çalışıldığını;
İstanbul Zeytinburnu’nda çocukların ters kelepçe takılmak suretiyle şiddete maruz kaldıklarını; yine İstanbul Kadıköy’de görev yapan bir kuryenin polis şiddetine uğradığını;
Esentepe ilçesinde ise ekmek almaya giden vatandaşların bekçiler tarafından darp edildiğini büyük bir üzüntü ile izlemiş bulunmaktayız.
Yakın zamanda Adana ilinde Suriyeli bir gencin polis kurşunu ile kalbinden vurulması ve Ankara’da yaşanan bekçi şiddeti görüntüleri hala hafızalarımızda tazeliğini korurken, salgın hastalıkla mücadele kapsamında sokağa çıkma yasağının uygulandığı bu günlerde, ülkenin dört bir yanından gelen polis ve bekçi şiddetine dair görüntüler hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmamakta olup, kaygı düzeyimizi artırmaktadır.
Ülke güvenliğini sağlamakla görevli bulunan kişilerin bizzat kanunlara aykırı davranarak suç işleyen olması; birlik ve beraberlik içinde, huzurlu bir toplumda yaşamanın en büyük temenni olduğu bayram günlerinde dahi vatandaşın güvenlik güçleri tarafından şiddete maruz bırakılması kabul edilemez bir tutumdur.
Bu sebeplerle vatandaşa, görev tanımını aşacak şekilde müdahalede bulunarak şiddet uygulayan görevliler hakkında gerekli soruşturmanın yapılmasını; yürürlüğe konulmasından bu yana uygulamaları ile infial yaratan olaylara sebebiyet veren bekçilerle ilgili toplumsal tepkilere kulak verilerek gerekli bütün tedbirin alınmasını, yetki kısıtlamasına gidilmesini; Güvenlik güçlerinin, tüm ülke vatandaşlarına yönelik aşırı şiddet, fena muamele ve güç uygulamasına sebebiyet veren şiddet diline derhâl son verilmesinin sağlanmasını talep ediyor ve konun takipçisi olacağımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.
Mersin Barosu

