Mersin BarosuMersin Bar Association

HABERLER

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE VE HUKUK DEVLETİ İLKESİNE YÖNELİK MÜDAHALELER KABUL EDİLEMEZ

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE VE HUKUK DEVLETİ İLKESİNE YÖNELİK MÜDAHALELER KABUL EDİLEMEZ

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE VE HUKUK DEVLETİ İLKESİNE YÖNELİK MÜDAHALELER KABUL EDİLEMEZ

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE VE HUKUK DEVLETİ İLKESİNE YÖNELİK MÜDAHALELER KABUL EDİLEMEZ

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE VE HUKUK DEVLETİ İLKESİNE YÖNELİK MÜDAHALELER KABUL EDİLEMEZ

Bugün güne bir kez daha hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğü bakımından ciddi kaygı yaratan bir gelişmeyle uyandık.

 

Halk TV’ye sabahın erken saatlerinde düzenlenen polis baskını, kanalın yönetimine kayyım atanması, televizyon yayınlarının durdurulması ve yüzlerce polisin kuşattığı binaya gazetecilerin girişinin engellenmesi, basın özgürlüğüne ve demokratik toplum düzenine yönelik müdahaleler açısından son derece kaygı vericidir. Kanalın yönetiminin kayyım heyeti tarafından devralındığını kamuoyuyla birlikte endişeyle öğrenmiş bulunuyoruz.

 

Demokratik hukuk devletinde temel hak ve özgürlüklere yönelik her türlü müdahalenin kanunilik, meşru amaç, ölçülülük ve demokratik toplum düzeninin gerekleri çerçevesinde değerlendirilmesi zorunludur. Ceza muhakemesi tedbirleri, keyfi uygulamalara dayanak oluşturamaz; temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıracak veya özünü zedeleyecek biçimde yorumlanamaz. Halk TV’ye yönelik müdahalenin hukuki dayanağı, kapsamı ve uygulanma biçimi, Anayasa’nın kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. maddesi, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini güvence altına alan 26. maddesi, basın özgürlüğünü düzenleyen 28. maddesi ve mülkiyet hakkını koruyan 35. maddesi başta olmak üzere anayasal güvenceler ışığında değerlendirilmelidir.

 

Basın ve yayın kuruluşlarının yönetimine kayyım atanması yoluyla yayın faaliyetlerinin engellenmesi, yalnızca ilgili kuruluşun faaliyet alanını ilgilendiren bir mesele değildir. Bu tür müdahaleler, halkın haber alma hakkını, çoğulcu medya yapısını ve toplumun farklı görüşlere özgürce erişebilmesini doğrudan etkiler. Basın özgürlüğü, yalnızca gazetecilerin ve medya kuruluşlarının değil, demokratik toplumda haber alma ve bilgiye erişme hakkına sahip herkesin güvencesidir.

 

Özgür basın kuruluşlarına yönelik müdahalelerin sistematik bir uygulamaya dönüşmesi, demokratik hukuk devletinin temel unsurlarından olan çoğulculuk, hukuki güvenlik ve kuvvetler ayrılığı ilkeleriyle bağdaşmaz. Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkesi, kamu gücünün her türlü kullanımının hukukla bağlı olmasını ve temel hakların etkili biçimde korunmasını gerektirir. Anayasa’nın 28. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, “Basın hürdür, sansür edilemez.” Bu anayasal güvence, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarındandır.

 

Cumhuriyetimizin 103. yılını kutlamaya hazırlandığımız bu günlerde, hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumakla yükümlü Mersin Barosu olarak bir kez daha vurguluyoruz: Basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü ile halkın haber alma hakkı demokratik bir toplumun vazgeçilmez koşullarıdır. Bu haklara yönelik müdahaleler karşısında sessiz kalınması, hukuk devletinin ve demokratik değerlerin zedelenmesine göz yumulması anlamına gelir.

Mersin Barosu olarak; hukukun üstünlüğünün, bağımsız ve tarafsız yargının, özgür basının ve temel hak ve özgürlüklerin korunması yönündeki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.

 

MERSİN BAROSU BAŞKANLIĞI

Galeri