T.C. YARGITAY

 

1.Hukuk Dairesi

Esas:  2017/3920

Karar: 2017/5207

Karar Tarihi: 11.10.2017

 

 

ÖZET: Mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki; paydaşlar arasında fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı ya da davacıların kullanabilecekleri bir bölüm olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Hal böyle olunca, yerinde yeniden keşif yapılarak tüm paydaşları bağlayan fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise çekişmeli bölümlerin kimin kullanımına bırakıldığının açıklığa kavuşturulması, fiili kullanma biçimi oluşmamış ise paylı mülkiyet hükümleri gözetilerek davacıların kullanabilecekleri bir bölüm olup olmadığının saptanması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

 

(4721 S. K. m. 683) (YHGK. 27.02.2002 T. 2002/3-131 E. 2002/114 K.)

 

Taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil davası sonunda yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ve davalı ... tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

 

Dava paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil ve tazminat isteklerine ilişkindir.

Davacılar; mirasbırakanları ... ve ...'ın kayden paydaşı olduğu 239, 240, 243 parsel sayılı taşınmazların üzerindeki ev ve besi damının davalılar tarafından yıkılarak ev ve müştemilat inşaa edilmek suretiyle işgal edildiğini ve bu işgalin 5-6 yıldır devam ettiğini ileri sürerek sözkonusu taşınmazlara haksız el atmanın önlenmesine, taşınmazlar üzerine inşaa edilen yapıların yıkılmasına, oluşan zarar nedeniyle 2.000-TL ve dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için de 2.000-TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

 

Davalı ...; dava konusu taşınmazların tamamını maliklere vekaleten köy muhtarından satın aldığını, yalnızca davacıların mirasbırakanı ...'ın payının üzerinde tedbir bulunması nedeniyle tapuda devrini sağlayamadıklarını, taşınmaz üzerindeki binayı yıkmadıklarını, davalı ... ise 239 parsel üzerine fidanları kendisinin diktiğini, 243 parsel sayılı taşınmazdaki inşaatın da kendisine ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

 

Mahkemece; davalı ... hakkında davanın reddine, davalı ... hakkında davanın kabulüne karar verilmiştir.

 

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu her üç parselin de davacıların mirasbırakanları ... ve ... ile davalılar ve dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu sabittir.

 

Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa ve maddi zararı yoksa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur.

 

Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşma sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali ve davaya konu taşınmazın kamu malı olması halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

 

Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.

 

Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı).

 

Somut olaya gelince; mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.

 

Şöyle ki; paydaşlar arasında fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı ya da davacıların kullanabilecekleri bir bölüm olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.

 

Hâl böyle olunca, yerinde yeniden keşif yapılarak tüm paydaşları bağlayan fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise çekişmeli bölümlerin kimin kullanımına bırakıldığının açıklığa kavuşturulması, fiili kullanma biçimi oluşmamış ise paylı mülkiyet hükümleri gözetilerek davacıların kullanabilecekleri bir bölüm olup olmadığının saptanması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

 

Davacılar vekili ve davalı ...'ın temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.