ADLİ MÜZAHERET NEDİR, NASIL TALEP EDİLİR?
 

Av. E. Ayten Seki

Mersin Barosu

Adli Yardım Büro Sorumlusu

 

I- 1086 SAYILI HUMK’A GÖRE “ADLİ MÜZAHERET” (MADDE 465-472):

 

“Hukuki Yardım” anlamına gelen “Adli Müzaheret”, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 465 ve 472. maddeleri arasında düzenlenmiştir. 1927 tarihli HUMK ile 80 yıldır Türk Hukuku’nda mevcut olan “Adli Müzaheret”e ilişkin hükümler, bugüne kadar çok fazla uygulama alanı bulamamıştır.

 

Yasanın 465. maddesinde, “Adli Müzaheret”ten yararlanabilmek için 2 temel kriter belirlenmiştir.

 

Bunlar kısaca; 1) Fakirlik ve 2) Haklılıktır.

 

466. maddeye göre “Adli Müzaheret” şunları temin eder;

 

• Yapılacak her türlü yargılama giderinden geçici muafiyet,

• Tanık ve bilirkişi giderlerinin Devletçe avans olarak verilmesi,

• Yargılama giderleri için teminat göstermekten ayrık tutulmak,

• Tebligat ücret ve giderlerinin ertelenmesi,

• Davanın vekil ile takibi gerektiği takdirde, ücreti daha sonra verilmek üzere avukat görevlendirilmesi,
• İcra dairelerince alınan tüm harçların ertelenmesi ve zorunlu giderlerin avans olarak Devletçe ödenmesi,
• Tüm pul resimlerinden geçici muafiyet,

• Noterlerin düzenleyecekleri tüm belge ve örneklerin harç ve resimlerinden geçici muafiyet.

 

“Adli Müzaheret” talebinin kabulüne karar verildiğinde başvuru sahibi mahkeme tarafından yukarıda yazılı yargılama giderlerinin bir ya da bir kaçından (veyahut tümünden) geçici olarak muaf tutulabilmektedir.

 

Geçici muafiyet ne anlama geliyor?

 

HUMK’un 416. maddesine göre; yargılama giderlerini ödeyen tarafın davada haklı çıkması durumunda, yapılan masrafların haksız çıkan tarafa yükletilmesi esastır. Bu esas doğrultusunda, 471. maddeye göre de; dava sonuçlandığında, haksız çıkan taraf, “Adli Müzaheret” kararı nedeniyle alınmayan tüm giderleri ödemeye mahkum edilecektir.

 

Dolayısıyla, “Adli Müzaheret”ten yararlanan kişi, dava lehine sonuçlandığında, herhangi bir yargılama giderini ödemekle yükümlü olmayacaktır. Ancak dava aleyhine sonuçlanırsa, Hazineden karşılanan tüm masrafları ödemek zorunda kalacaktır. Çünkü “Adli Müzaheret”ten yararlanan kişi, fakir olmasının yanında, aynı zamanda haklı da olmalıdır.

 

Özet olarak, davanın başında ya da devamında yargılama giderlerinden geçici olarak muaf tutulan başvuru sahibinin bu masrafları daha sonra ödeyip ödemeyeceği, davanın lehine veya aleyhine sonuçlanmasına bağlıdır.

 

Şimdi, HUMK’un 465-472. maddeleri arasında düzenlenen “Adli Müzaheret” talebinin nereye ve nasıl yapılacağını görelim;

 

Yasanın 468. maddesine göre; “Adli Müzaheret” için, davanın açılacağı mahkemeye yazılı veya sözlü olarak talepte bulunulur. Bu talepte, davanın özeti ile delillerin nelerden oluştuğunu belirtmek gerekir. Belediyeden veya muhtarlıktan alınacak (ihtiyar heyeti tarafından imzalanmış) fakirlik belgesinin eklenmesi de zorunludur.

 

“Adli Müzaheret” talebinin asıl davayı açmadan önce ayrı bir dilekçeyle yapılması ya da asıl dava dilekçesiyle birlikte dile getirilmesi mümkündür. Her iki şekilde yapılan başvurulara ilişkin Yargıtay kararlarından örnek vermek gerekirse;

 

Yargıtay 4.HD. E.2001/7908, K.2001/10071 sayılı kararı; “Davacılar tarafından 16/08/1996 tarihinde açılan davada, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davayı açmadan önce Siverek Asliye Hukuk Mahkemesince 15/08/1996 tarihinde verilen Adli Müzaheret kararı uyarınca harç ödemekten bağışık tutulmuşlardır.”

 

Yargıtay 2.HD. E.1995/926, K.1995/2327 sayılı kararı; “Her iki davacı da Adli Müzaheret talebinde bulunmuşlar, bu nedenle de dava harcını yatırmamışlar, mahkemece de 10.02.1982 tarihli celsede davacılarının Adli Müzaheret taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.”

 

İster bağımsız bir dilekçeyle, ister dava dilekçesiyle birlikte talep edilsin, “Adli Müzaheret” talebine ilişkin dilekçeler her türlü damga ve resimden (harçlardan) muaftır. Bu durum, HUMK’un 468/2. maddesinde açıkça ifade edilmiştir.

 

“Adli Müzaheret” talebine ilişkin dilekçeyi alan mahkeme, evrak üzerinden karar verebileceği gibi, duruşma sırasında da karar verebilir. “Adli Müzaheret” talebinin kabul ya da reddine ilişkin kararlar kesin olup, bu kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz. Ancak reddedilen “Adli Müzaheret” talebi, yeni bir neden ortaya çıkması halinde tekrar edilebilir (HUMK 469).

 

“Adli Müzaheret” yalnızca davanın başında değil, yargılama sırasında da talep edilebilir. Yargılama sırasında talep edilen ve mahkemece kabul edilen “Adli Müzaheret” kararı, o davada önceden yapılan masrafları kapsamaz. Yani, geriye dönük olarak “Adli Müzaheret” kararı verilemez (HUMK 469).

 

Mahkeme, “Adli Müzaheret” talebini kabul ederse sorun yoktur. Yapılacak masraflar Hazineden karşılanacak, davanın sonunda da haksız çıkan tarafa yükletilecektir.

 

Mahkeme, “Adli Müzaheret” talebini reddederse ne olacak?

 

Mahkeme, başvuru sahibine dava açılması için gereken harcı yatırmak üzere süre verecek, bu sürede harç yatırılmazsa dosya işlemden kaldırılacaktır. Konuya ilişkin Yargıtay kararı;

 

Yargıtay 1.HD. E.2001/3208, K.2001/3724 sayılı kararı; “Bilindiği üzere, Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri gereğince, harcın yatırılmaması halinde, artık başkaca işlem yapılamaz. … O halde harcın ödenmemesi halinde yapılacak işlem, HUMK’un 409. maddesindeki süreler de gözetilerek, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinden ibarettir.”

 

“Adli Müzaheret” talep edilirken harç yatırılmadı ve “Adli Müzaheret”in kabulüne karar verildi. Bu durumda, dava ne zaman açılmış sayılacaktır?

 

Yargıtay 2.HD. E.1995/926, K.1995/2327 sayılı kararı, bu soruya şöyle cevap veriyor; “Davanın açıldığı tarih, harcın ödendiği tarihtir. Adli Yardım isteği üzerine açılan davada, yardım isteğinin kabul edildiği tarihte dava açılmış olur. … Olayda, davacı her ne kadar dava dilekçesinde Adli Müzaheret talebinde bulunmuş ise de, dava adli müzaheret talebinin kabulüne karar verildiği 10.02.1982 tarihinde açılmış sayılır.”

 

II- 1136 SAYILI AVUKATLIK KANUNU’NA GÖRE “ADLİ MÜZAHERET” (MADDE 176-181):

 

1969 tarihli 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 176-181. maddeleri arasındaki “Adli Müzaheret” başlıklı kısım kural olarak ücretsiz avukatlık hizmeti verilmesine ilişkin hükümler içermektedir. Bu kısımda yer alan 176. maddeye göre; Adli Yardım, avukatlık ücretlerini ve diğer yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanlara, bu kanunda yazılı avukatlık hizmetlerinin sağlanmasıdır.

 

Yargılama giderleri neden Adli Yardım Bürosu tarafından karşılanmıyor?

 

Adli Yardım hizmetinin nasıl yapılacağı, Avukatlık Kanunu’nun 181. maddesi doğrultusunda, Türkiye Barolar Birliği’nce hazırlanan Adli Yardım Yönetmeliği’nde gösterilmiştir. Yönetmeliğin 6/a maddesinde, yargılama giderlerinin ödenmesi hususuna açıklık getiren bir düzenleme yer almaktadır.

 

Buna göre; Adli Yardım başvurusu kabul edilen ve ücretsiz avukatlık hizmetinden yararlanma hakkını elde eden kişiye, yargılama giderlerini karşılayıp karşılayamayacağı sorulacaktır. Başvuru sahibi yargılama giderlerini karşılayacağını beyan ederse, tüm giderler kendisi tarafından karşılanacaktır.

 

Başvuru sahibi yargılama giderlerini karşılayamayacak durumda ise, 1086 sayılı HUMK’un yukarıda belirttiğimiz 465-472. maddeleri gereğince “Adli Müzaheret” talebinde bulunulacaktır. Talebin mahkemece reddedilmesi halinde ilgilisi, avukatlık ücreti dışındaki diğer yargılama giderlerini karşılamak durumundadır. Aksi halde, Baro’ya yapılan Adli Yardım başvurusu da reddedilebilir. Maddenin lafzından anlaşıldığı gibi burada Adli Yardım Bürosu’nun bir takdir hakkı söz konusudur.

 

Adli Yardım Bürosu talebi reddetmeyip, yargılama giderlerinin ödenmesi konusunda Baro Yönetim Kurulu’na öneri götürebilir. Böyle bir öneride bulunulabilmesi için, yargılama giderlerinin karşılanamayacağının açıkça anlaşılması ve Adli Yardım talebinde bulunanın haklılığı açısından kesin veya kuvvetli bir kanı oluşması gerekir (Yön.6/a).

 

Yönetmeliğin 6/a maddesi, yargılama giderlerinden olan noter masrafının (avukata verilecek vekaletname için) Adli Yardım bütçesinden ödenebileceğini düzenlemiştir. Burada da bir takdir hakkı söz konusudur. Noter masrafının ödenip ödenmeyeceğine Adli Yardım Bürosu karar verecektir.

 

Sonuç itibariyle konuya ilişkin yasal düzenleme gereği, Barolar bünyesinde kurulan Adli Yardım Büroları yargılama giderlerini doğrudan karşılamayacak, bu hususta öncelikle HUMK’ da düzenlenen “Adli Müzaheret” hükümlerinden yararlanılacaktır.


 3.8.2009 Hit:1318
CANLI YAYIN
 
Canlı Yayın
 
Ankara Üniversitesi mezunuyum. Staj yapabilceğim bir avukatlık bürosu arıyorum
YARARLI BİLGİLER
2010 TAVSİYE NİTELİĞİ ASGARİ ÜCRETİ TARİFESİ
Diğerleri>>>
 
Diğer Yayınlarımız
Adres Telefon bişiler Merkez Adres : Adliye Sarayı Kat 2 MERSİN, Tel : (0.324) 231 31 27, (0.324) 231 19 65, Fax : (0.324) 238 29 59, GSM: 0533 490 55 41– 0533 490 55 42 CMK
 Adli Yardım Bürosu : Gökdelen 16. Kat MERSİN, Tel :(0.324) 337 45 30, (0.324) 337 45 31, Fax : (0.324) 337 45 32, GSM: 0533 490 55 43 Email : info@mersinbarosu.org.tr